Avrupa içindeki kısa mesafeli uçuşların önemli bir bölümünün düşük talebe sahip hatlardan oluştuğu ortaya çıktı. Avrupa Bölgesel Havayolları Birliği’nin (ERAA) yıllık değerlendirme raporuna göre, Avrupa içi kısa mesafeli hatların yüzde 42’sinde yıllık koltuk kapasitesi 50 binin altında kalıyor.
58 bölgesel havayolu ile Avrupa havacılık sektöründe faaliyet gösteren 150’den fazla şirketi temsil eden ERAA’nın verilerine göre, bu düşük yoğunluklu hatlar toplam sunulan kapasitenin yalnızca yüzde 6’sını oluşturuyor.
Düşük yoğunluklu hatlarda rekabet sınırlı
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise düşük talep gören hatlardaki rekabetin oldukça sınırlı olması.
Verilere göre, düşük talep gören her beş hattın dördünde yalnızca bir havayolu şirketi faaliyet gösteriyor. Bu nedenle söz konusu hatların iptal edilmesi veya tamamen kaldırılması halinde, özellikle küçük şehirler ve bölgeler için doğrudan alternatif ulaşım seçeneği bulunamayabiliyor.
Kapasite az sayıda hatta yoğunlaşıyor
ERAA verileri, Avrupa içi hava trafiğinde koltuk kapasitesinin belirli hatlarda yoğunlaştığını da gösteriyor.
Buna göre, toplam koltuk kapasitesinin yüzde 25’i, tüm hatların yalnızca yüzde 5’inde sunuluyor. Bu tablo, Avrupa’daki hava ulaşım ağının önemli bölümünün yüksek talep gören sınırlı sayıdaki hat üzerinde yoğunlaştığını ortaya koyuyor.
Havayolları daha büyük uçaklarla daha az uçuş yapıyor
Son 20 yıllık dönemde havayollarının operasyon yapısında da önemli bir değişim yaşandı.
Şirketler uçuş başına sundukları koltuk sayısını artırırken, aynı hat üzerindeki uçuş sıklığını azaltma eğilimine girdi. ERAA üyesi havayollarında bir uçuşta ortalama 90 koltuk sunuluyor.
Birlik, bu değişime rağmen bölgesel havayollarının küçük şehirleri, adaları ve uzak bölgeleri Avrupa hava ulaşım ağına bağlamada kritik rol oynadığını vurguluyor.
Bölgesel bağlantılar için kritik önem taşıyor
Rapora göre düşük yolcu talebine rağmen sürdürülen hatların kaybedilmesi yalnızca havayolu kapasitesini etkilemeyebilir.
Bu hatların ortadan kalkması, özellikle alternatif ulaşım imkanlarının sınırlı olduğu bölgelerin Avrupa’nın geri kalanıyla doğrudan ulaşım bağlantısını da zayıflatabilir.