Orta Doğu’da 28 Şubat 2026’da patlak veren savaş, bölgesel bir “vekalet çatışması” boyutunu aşarak Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) varoluşsal bir krizin eşiğine getirdi. Londra merkezli Middle East Eye (MEE) ve Reuters tarafından aktarılan bilgilere göre; Tahran yönetimi, BAE’nin sadece ABD üslerine ev sahipliği yapmakla kalmayıp, kendi hava tesislerini de İran’a yönelik operasyonlara açtığına inanıyor. İranlı üst düzey bir güvenlik yetkilisi, “haftalar süren hoşgörü döneminin” sona erdiğini ve Abu Dabi’nin artık aktif bir muharip güç olarak görüldüğünü belirtti.
“Sahte Bayrak” Operasyonları ve Yapay Zeka Suçlaması
İranlı kaynaklar, BAE’nin bölgedeki rolüne dair sarsıcı iddialarda bulunuyor:
Umman ve ismi açıklanmayan bir başka ülkeye düzenlenen saldırıların, İran yapmış gibi gösterilerek aslında BAE merkezli Amerikan mühimmatlarıyla icra edildiği öne sürülüyor. ABD ve İsrail’in hedefleme faaliyetleri için BAE’de yerleşik gelişmiş yapay zeka altyapısının kullanıldığı, İranlı şahıs ve stratejik noktalar hakkındaki verilerin bu merkezlerde işlendiği iddia ediliyor.
Karadan İşgal Senaryosu: Angajman Kuralları Değişiyor
İranlı diplomatlar, Rusya’dan gelen istihbarat raporlarının BAE üzerinden bir kara harekâtı ihtimalini güçlendirdiğini savunuyor. Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı ve enerji santralleri üzerindeki tehditlerini “hazırlık süreci için bir kılıf” olarak nitelendiren Tahran, olası bir işgal durumunda uygulanacak yeni stratejiyi şöyle özetliyor:
“İran’ın saldırıları artık sadece askeri noktalarla sınırlı kalmayacak. BAE devletinin yatırım payına sahip olduğu ticari binalar, lüks oteller, veri merkezleri ve küresel gayrimenkul varlıkları doğrudan hedef haline gelecek. İran topraklarının tek bir parçası bile işgal edilirse, o devlet ‘saldırgan’ muamele görecektir.”
ABD’den “Acil Transfer” ve Binlerce Yeni Asker
Körfez’de tansiyon yükselirken Washington, BAE’ye yönelik “acil transfer” kapsamında devasa bir füze ve güdüm kiti satışını onayladı. Reuters’ın geçtiğimiz hafta geçtiği habere göre, ABD bölgedeki askeri varlığını binlerce yeni personelle tahkim etmeyi planlıyor. Ancak 28 Şubat’ta Dubai’deki ikonik Palm Otel’e düşen İran füzesi, BAE’nin turizm ve finans temelli ekonomik mucizesinin ne kadar kırılgan olduğunu dünyaya göstermişti. Uzmanlar, BAE’nin ABD-İsrail saflarında savaşa fiilen müdahil olmasının, bölgedeki devasa gayrimenkul yatırımlarını birer enkaza dönüştürebileceği uyarısında bulunuyor.


