Savunma Sanayi

Geleceğin savaşları 

Alan Turing, icadına öncülük ettiği ‘bilgisayar’ denen aletin bugün geldiği noktayı görse, herhalde içi siyanür dolu elmayı bir kere daha ısırırdı!

2. Dünya Savaşı’nda Nazi taarruzları sürerken Alman askeri mesaj sistemi Enigma’yı çözerek tarihe yön veren İngiliz bilim adamı Alan Turing, icadına öncülük ettiği ‘bilgisayar’ denen aletin bugün geldiği noktayı görse, herhalde içi siyanür dolu elmayı bir kere daha ısırırdı!

Artık 24 saatimize şahitlik eder hale gelen sayısal veri işleme çiplerinin yapay zekayla yeni bir boyuta evrilip çok akıllı robotlara dönüştüğü günlerdeyiz.

ABD Başkanı Roosevelt’e, “Şu bizim Almanlar atom bombası peşinde, haberiniz olsun” diye mektup yazan ‘saf’ mucit Albert Einstein’ın kendince ‘insanlık’ adına uyarıda bulunuşundan yaklaşık 80 yıl sonra Birleşmiş Milletler’i göreve çağıran çok sayıda profesörün, “Önlem almazsak akıllı robotlar sonumuz olabilir” şeklinde feryadına şahit oluyoruz.

[irp posts=”14222″ name=”Ne F-35 ne Su-57 tam bağımsız milli jet! Hadi, yapalım şu uçağı”]

Kuantum fiziğinin babası Einstein, mektupla uyardığı Roosevelt’in atom bombası üretmeleri için bir grup mucidi Manhattan Projesi’nde buluşturduğunu o dönem herhalde bilmiyordu. Zaten çok geçmeden Japonya’ya atılan nükleer bombaları radyodan duyacak ve “Eyvahlar olsun” diyecekti.

2018’e gelindiğinde Turing’in Enigma’yı kırmış bilgisayarı o kadar gelişti ki, hem Alman V2 roketlerinin milenyum versiyonlarına gökyüzünde sihirbazlıklar sergileme imkanı tanıdı hem de ‘hava robotları’ diyebileceğimiz hipersonik uçakları yeni Soğuk Savaş’ın temel oyuncusu yaptı.

VEKALET SAVAŞI BİTTİĞİNDE

1945’te harap olmuş Berlin’den doğu ve batıya yayılan bilgiler, aradan geçen zaman içinde insanoğlunun çok daha karmaşık teknolojilere ulaşmasını sağladı. Nazi temelli roketlerin geliştirilmesiyle uzay yolculukları gerçekleşti. Ardından balistik füzeler, jet motorları, dünyayı tepeden izleyen uydular, 4. ve 5. nesil savaş uçakları, radarlar, hava savunma sistemleri, insansız araçlar, yapay zeka, kuantum işlemciler ve robotlar peş peşe geldi.

Adeta ışık hızıyla yarışan teknolojik ilerlemeler, ülkeler arası mücadelenin boyutlarını artırdı. İlk Soğuk Savaş’ın bitimi sonrası Müslüman coğrafyayı yeniden dizayn etme çabasına giren küresel güçler, kukla terör örgütlerini kullanarak vekalet savaşlarına girişti.

[irp posts=”9284″ name=”Bununla uçak gemisi batırırız”]

Tarafların karşılıklı olarak adı konulmamış bazı kurallarla hareket ettiği ve ‘haddi aşmadığı’ bu mücadele, geneli itibariyle klasik/konvansiyonel silahlarla yürütüldü. Türkiye’nin coğrafyasında önemli bir aktör olarak öne çıktığı süreç boyunca Sovyet bakiyesi Rusya da çözülmenin etkilerini üzerinden atarak hızla toparlandı ve küresel sahnedeki yerini aldı.

Ortadoğu’daki politikalarını sadece İsrail’in güvenliğine endekslemiş ABD ise bir yandan Suriye’de Rusya-Türkiye ile girdiği bilek güreşi, bir yandan da Çin’in önlenemez yükselişinden kaynaklanan panik nedeniyle büyük gelgitler yaşadı. Son 4 yıldır özellikle ABD-İsrail eksenince her kapıyı açan bir maymuncuk işlevindeki DEAŞ’ın son bulmaya yüz tutması, tarafları bundan sonra olacaklara ilişkin tavır almaya yöneltti. Öyle ya! Vekalet savaşları bittiğinde ne olacak?

BİR SAATTE TÜM DÜNYA!

Washington, Pekin ve Moskova, vekalet savaşlarının ülkelerarası savaşa evrilmemesi için ‘dehşet dengesi’nin ana argümanı olan nükleer gösteriye tekrar soyundu. Balistik füze denemeleriyle Kuzey Kore üzerinden psikolojik savaş yürüten Çin’e ABD’nin cevabı ‘hipersonik saldırı uçakları’ oldu. ‘Dünyanın herhangi bir noktasını bir saatten az bir sürede vurma’ prensibine dayanan hipersonik dehşet, Rusya’nın restiyle yeni bir boyut kazandı.

Putin, sınırsız menzilli bir seyir füzesi ile önlenemez hızda balistik füze geliştirdiklerini duyurdu. Dünyanın gözü önündeki bu meydan okumalar, dikkatleri Rusya/Çin ve ABD/Avrupa arasında cereyan edeceği öngörülen İkinci Soğuk Savaş’ta adını en çok duyacağımız silahlardan birine çevirdi:

HİPERSONİK SALDIRI UÇAKLARI ya da HGV (Hypersonic Glide Vehicle). Robotların, virüslerin, insansız sistemlerin, barutsuz topların, lazer silahlarının ve süper hızlı araçların kullanılacağı geleceğin savaşları için gelin, önce süpersonik-hipersonik süratleri tanıyalım.

[irp posts=”2651″ name=”‘Size F-35 vermem, kokpitte FETÖ olmadıkça'”]

SÜPERSONİK, HİPERSONİK NEDİR?

Ses hızı, deniz seviyesinde saniyede 343 metredir. Bu da -yüksek irtifada rakamlar değişse de- saatte ortalama 1220 km’lik bir hız yapar. Yani 1220 km/s hızla giden bir uçak, biraz daha hızlandığında ses duvarını aşmış olur. Ses hızı ‘1 Mach’ olarak ifade edilir. Saatte 1220 km’nin altındaki sürat ‘Mach altı/ses altı’, tersi ise ‘Mach üstü/ses üstü’ diye tanımlanır.

Hava aracı eğer 1 Mach’tan daha süratliyse onun hızı artık ‘süpersonik’tir. Savaş jetleri, roketler, balistik füze ya da seyir füzelerinin çoğu süpersonik hızda ilerler. Süpersonik olarak ifade edilen hız aralığı 1 Mach ile 5 Mach arasındadır.

Ses hızının 5 katı anlamındaki ‘5 Mach’ın üzerine çıkıldığında ise hızımız artık ‘hipersonik’ olur. İşte dünya devleri arasındaki yeni yarışın konusu da bu hipersonik hızdır; yani saatte en az 6 bin kilometre hızla giden ve bazen 20 bin kilometreyi de geçebilen araçlar…

LONDRA’DAN SİDNEY’E 49 DAKİKA

Savunmaya 2016 yılında 610, 2017’de ise 650 milyar dolar harcayan ABD’de Trump, savaş makinelerinin işlemesi için para musluklarını daha da açtı. 2018’de Washington’un silaha ayırdığı paranın 700 milyar doları geçmesi bekleniyor. Dünyanın silaha harcayacağı rakamın bu yıl -2010 sonrası yeni bir rekorla- 1,68 trilyon dolar olması öngörülüyor. Küresel savunma harcamasının yüzde 42’sine tek başına imza atacak ABD, bu paranın önemli bir kısmını yüksek hızdaki füze görünümlü uçakların, yani HGV’lerin üretimi ve AR-GE’sine ayıracak.

Pentagon HGV’ler konusunda şimdiye dek önemli mesafeler katetti. Amerikalıların HTV-2 (Hypersonic Technology Vehicle) diye adlandırdığı araç saatte 21 bin km hıza ulaşarak (17 Mach) bir rekor kırdı. Putin’in bile “Stratejik güç dengesini bozar” diyerek geliştirilmesine itiraz ettiği ABD HGV’si (HTV-2), Londra’dan Sidney’e sadece 49 dakikada ulaşabiliyor.

Yani, ucuna nükleer başlık yerleştirilmiş bir HGV, bütün ülkeler için temel tehdit haline gelmiş durumda. HGV’ler şimdiye dek geliştirilmiş birçok anti-balistik hava savunma sistemini felç etme riski de taşıyor. Çünkü, onları durduracak hava savunma füzelerinden daha hızlı ilerliyorlar.

Hiçbir roketin yetişemediği bu araçlara, geçeceği hat boyunca çok sayıda füze atarak önleme yapmak da yetersiz kalabilir. Zira ‘füze-uçak’ denebilecek bu araçlar atmosfer altında ‘falso’ yaparak ilerliyor. Yani karşısına çıkacak rakipleri ani manevralarla alt edebiliyor. Sadece bu özelliğinin, yüzlerce milyar dolar harcanarak geliştirilen antibalistik sistemleri çöpe gönderebileceği belirtiliyor.

RUSYA’NIN 9 MACH’LIK CEVABI

HGV’ler çoğunlukla, bir balistik füzenin üzerine monte edilerek yüksek irtifada serbest bırakılıyor. Bazıları da savaş uçaklarınca taşınıp havada ateşleniyor. Bağlı bulunduğu araçtan ayrılan HGV, hipersonik motorlarının itkisiyle kısa sürede 5 ila 20 Mach arasında hıza ulaşıyor. Hedefine doğru ilerleyişi dünya üzerindeki pek çok radar tarafından saniye saniye izleniyor olsa da, onu durdurmak için yapılabilecek çok az şey bulunuyor. Bu araçlara ilişkin ABD dışında Rusya ve Çin’de de projeler yürütülüyor.

Kremlin, Yu-71 ve Yu-74 adlı HGV’leriyle geçtiğimiz günlerde gövde gösterisi yaparak, bir anlamda Ronald Reagan dönemi ABD’sinin Yıldız Savaşları Projesi’ne gecikmiş bir cevap verdi. Vladimir Putin, dünyanın neredeyse her noktasını vurabilecek nükleer füze geliştirdiklerini, ayrıca sınırsız menzilli seyir füzesini kullanıma soktuklarını duyurdu. Rusya’nın kıtalararası balistik füzesi Sarmat/Satan’ın ucuna yerleştirilmiş 4 adet (ya da daha fazla) hipersonik Yu-74, 80 km irtifadan bırakıldığında yatay düzlemde saatte 11 bin 200 km hıza ulaşabiliyor. Bu da ses hızının 9 katı anlamına geliyor. Hızı ABD’nin HTV-2’si kadar olmasa da havada etkin manevralar yapabiliyor. 9 Mach süratindeki bu araç S400, THAAD, SM-3, Aster ya da MEADS gibi hava savunma füzelerini alt ediyor. Bu sistemlerin kullandığı füzeler, HGV’lere yetişemiyor. Yetişse de ‘çalım yeme’ ihtimali çok yüksek. Rusya, 2018’de öngörülen 43 milyar dolarlık savunma harcamasıyla ABD ve Çin’in ardından 3. sırada bulunuyor.

ÇİN DAKİKALAR İÇİNDE VURUR

ABD karşısındaki kampın en önemli oyuncusu Çin ise tabii ki hipersonik yarışın dışında kalmadı. 2016 yılında savunmaya 215 milyar dolar ayıran ülkede 2017 silah bütçesi 240 milyar doları geçti. Savunmaya bütçeden ayrılan payın ‘gelişmiş ülkeler ortalamasının gerisinde’ olduğunu belirten Pekin yönetimi, 2018 yılı için kesenin ağzını daha da açtı. Bu yıl rakamın 280 milyar doları bulması bekleniyor. ABD’nin ardından silaha en fazla bütçe ayıran Çin böylece 1,68 trilyon dolarlık küresel pazarın yüzde 16’sını tek başına üstlenmiş oldu. Kıtalararası balistik füzeleri (ICBM) ile ünlenen ülke, ‘Wu-14’ adı verilen nükleer başlıklı hipersonik araç üzerinde çalışıyor. Saatte 12 bin km hıza ulaştığı sanılan Çin HGV’sinin, taşıdığı nükleer bombayı dakikalar içinde ABD topraklarına ulaştırabilme imkanı var. Pentagon yetkililerine göre, Rus ve Çin kaynaklı hipersonik araçlara karşı ABD’nin bir savunma sistemi yok. Zaten henüz bu araçlara karşı etkili bir çözüm olabilecek sistemlerin kavramsal tasarımı bile yapılmadı. Ülkeler karşılıklı hipersonik yarışta savunmada kalmak yerine daha hızlısını üreterek dehşet dengesini koruma eğiliminde. Nitekim Wu-14’ün 10 Mach’a ulaşan sürati Pekin yönetimini kesmemiş olacak ki, bu aracın çok daha gelişmişini üretmek için çalışmalara hız verildi. Çin’in hedefi orta vadede 25 Mach’ı aşıp rakiplerine fark atmak; ki bu hız saatte 30 bin km’yi geçmek anlamına geliyor. Bu amaçla inşa edilen hipersonik rüzgar tüneli geçtiğimiz günlerde haberlere konu oldu. Çin’in HGV’leri dışında çok başlıklı ICBM’leri de (kıtalararası balistik füze) en az Rusya’nınkiler kadar caydırıcı etkiye sahip. Ucunda birçok nükleer bomba taşıyan füze uzaya çıkıp inişe geçtiğinde, başlıklar parçalar halinde ayrı hedeflere yönelerek 10 kenti eşzamanlı vurabiliyor. Gerçek bir savaş durumunda Çin balistiklerinin kentleri hedeflemekten çok, okyanus ortasında bir kasaba niteliğindeki askeri noktaları, yani ABD uçak gemilerini imha etmekte kullanılabileceği konuşuluyor.

BU SEYİRLER ÇOK ATEŞLİ

Nükleer başlıklı hipersonik araçlar ve balistik füzeler, olası 3. Dünya Savaşı’nda sivil yaşam alanlarında patlatılması halinde insanlığın felaketi olabilir. Ancak teknolojik kabus aparatları bunlarla sınırlı değil. HGV’ler kadar hızlı olmasa da, sinsiliği ve görünmezliğiyle önemli bir aktör daha var: HİPERSONİK SEYİR FÜZELERİ. 5 Mach üzerinde hıza ulaşan hipersonik motorlarıyla seyir füzeleri (cruise) tam bir radar düşmanı. Tespit edilebilmesi balistik füzeler kadar kolay değil, çünkü yere çok yakın ilerliyor. Verilen hedef doğrultusunda, hafızasına yüklenen topografik haritaları da kullanarak en uygun coğrafi güzergah boyunca düşük irtifada yol alıyor.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in ‘sınırsız menzilli seyir füzesi’ açıklaması, “Hipersonik motorun enerji kaynağı nükleer güç mü?” sorularına yol açtı. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 10’a yakın ülke, menzili 250’den başlayıp 1600 km’ye kadar varan değişik çapta subsonik ya da süpersonik seyir füzeleri üretiyor.

Ancak ABD, Rusya, Fransa, Çin ve Hindistan’ı farklı kılan temel nokta, ‘seyirde hipersonik hız’ olmaya başladı. Putin’in bahsettiği ve nükleer yakıt kullandığı düşünülen Kinzal ya da Zircon füzesinin -nitelikleri henüz kozmik olsa da- 300 km uzaktaki bir hedefe 7 Mach hızıyla (8540 km/s) ulaşabildiği biliniyor. Hindistan’ın üzerinde çalıştığı Brahmos füzesi de saatte 7500 km süratle gidiyor. ABD’nin 5 Mach, Fransa’nın ise 7 Mach’a ulaştığı seyir füzeleri, ‘menzilini sınırsız kılacak kaynak bulunduğunda’ tüm denklemi değiştirebilecek etkiye sahip.

Güdümlü mermiyi yapan raytop yarışını kazanır 

HGV ya da füzeler haricinde bir silah var ki, geleceğin savaşlarında çok önemli rol oynayacağı daha şimdiden kesin gibi. Bir füze işlevi gören ve ucuz maliyetiyle öne çıkan etkili bir imha aracı: RAYTOP (Electromagnetic Railgun). Yüksek miktarda elektrik kullanan iki metal plaka arasına yerleştirilmiş çelik mermi, oluşturulan ters akıma kapılarak hızla namludan ayrılıyor.

‘Barutsuz top’ olarak da bilinen bu silahın önemini ASELSAN erken keşfetti. Elektromanyetik top hakkında ciddi teknoloji geliştiren sadece 5 ülke var: ABD, Çin, Türkiye, Fransa ve Almanya. Çin ve ABD’de savaş gemilerinin ucuna da yerleştirilmeye başlanan raytop, rakip gemiyi ya da kara hedefini ses hızının 7-9 katı hızla 300 km uzaktan vurmaya yarıyor.

Bu mesafeyi 2 dakikadan az bir sürede kat eden mermi, temas ettiği araçta ciddi tahribata yol açıyor. Sistem, ateşleme sırasında onlarca megawatt düzeyinde enerjiye ihtiyaç duyduğu için taşınabilir halinin geliştirilmesi şu anki teknolojiyle zor görünüyor.

Ancak batarya teknolojisinin daha da geliştirilmesiyle birlikte gelecekte barutsuz piyade tüfeklerinin, elektromanyetik sistem kullanan obüs ve tankların, hatta rakibine elektrik enerjisiyle mermi fırlatan uçakların üretileceği konuşuluyor.

ASELSAN ‘TUFAN’ YOLUNDA

Çinliler ve Amerikalılar, raytopun ilk versiyonlarını az sayıda gemiye yerleştirdi. Türkiye’de ise ASELSAN, ‘Tufan’ adını verdiği milli raytopu geliştirmeye devam ediyor. Mermi çıkış hızını 4 Mach’a ulaştırmayı başaran mühendislerin hedefi büyük. ASELSAN, Tufan mermisinin saatte en az 10 bin km’lik hızla yol almasını istiyor. Bu da zaten ses hızının 9 katı ediyor. Böyle bir hıza ulaşıldığında mühendislerin önüne yeni kapılar açılacak. Barutsuz topun attığı çelik mermi, ilave parçalar eklenip güdümlü hale getirildiğinde… İşte gerçek devrim o zaman gerçekleşecek. Yüzlerce milyonluk savaş uçaklarını ya da sofistike füzeleri çok ucuz bir maliyetle vurabilmek mümkün hale gelecek. Raytop mühimmatının roketin yerine geçmesiyle birlikte uzaya gitmek ya da uydu göndermek için de ‘azıcık elektrik’ yeterli olacak. Menzili artırılmış raytopun kullanımı yaygınlaştığında, küresel ölçekli bir savaş sırasında şu türden haberleri duyabiliriz: “Çin, uzaydaki ABD uydularını raytopla teker teker avlamaya başladı. Bu nedenle GPS ve iletişim sistemlerinde dünya genelinde aksamalar yaşanıyor.”

Terminatör çağı 

Cep telefonu ve bilgisayardaki özel verilerimizin, konuşmalarımızın 256, 512, 1024 bitlik kriptolarla güvenli olduğunu düşüneduralım; sırf bu kripto anahtarlarını çözebilmek için geliştirilmiş kuantum işlemciler var artık. 10 bin odalı otelin her odasına ayrı ayrı bakıp zaman harcayan klasik işleme mantığından ayrı, 10 bin odanın hepsine aynı anda bakabilen gözler bunlar.

İnsana dair tüm bilgilerin çöllerin altında oluşturulmuş devasa veri merkezlerinde toplandığı, yaşayan her canlıya ait ‘istatistiklerin’ tutulduğu bir dünyada, Kore’nin geleneksel oyunu GO’yu öğrenen yazılımın, bu işin dünyaca ünlü ustasını yenmesine şaşmamak gerek.

Eskiden, sadece insanlar tarafından yüklenen bilgilerle yetinen makineler, artık öğrenmeyi öğrendi. Bu yüzden bilgisayarın satrançta Kasparov’a yenilmesiyle sevindiğimiz günler çoktan geride kaldı. Oynadığı her oyunla kendini daha da geliştirebilen Google yazılımı AlphaGo robotu, Go oyununun bir numaralı ismi Lee Sedol’u defalarca altetti. Ve bunu yapan robotun ekranında sevinç, üzüntü ya da heyecan gibi duygu belirtilerinden herhangi bir iz yoktu.

Yapay zekayı ve savaştıkça öğrenen robotları cephede de göreceğimiz günler artık çok yakın. Birleşmiş Milletler’e robotlar konusunda uyarı mektubu gönderen akademisyenlere göre, yeterince eğitilmemiş ‘aptal robotlar’ asker-sivil ayrımı yapmaksızın hareket ederek, geleceğin savaşlarında büyük katliamlar yapabilir. ‘Savaşta galip gelmenin daha fazla yok etmekten geçtiğini’ Batılı sahiplerinden öğrenen bir robot nesli, insanoğlu için hiç de hayırlı olacak gibi görünmüyor.

Her dili-lehçeyi bilen, hedef bölgeyi-kişiyi tüm özellikleriyle tanıyan, kendi kendini şarj edip ayakta kalabilen bu robotların, profesyonel askerlik dışında suikast, sabotaj, kundaklama ya da hırsızlık gibi eylemler için de kullanılma ihtimali var.

Bilgiyi kuantum mekaniğiyle işleyip yorumlayan ve bir sonuca vararak her işte ustalaşan makinelerin ‘ahlaki’ sınamalar karşısında nasıl davranacakları konusu, bilimadamlarını daha şimdiden ciddi şekilde endişelendiriyor.

ÖNCE ROBOTLAR ÇARPIŞIR

Yapay zeka devrimi bizlere ya cennete özgü konfordan kesitler sunacak ya da hayatımızı cehenneme çevirecek. Şimdiye dek on milyonlarca insanı katlederek dünyayı kabus diyarı haline getirenlerin ürettiği robotlara karşı Türkiye de vakitli bir adım attı ve ‘savaş ahlakıyla donanmış’ robotlar için harekete geçti. Afrin’deki Zeytin Dalı Harekâtı sürerken Robot Asker Projesi’ni duyuran Savunma Sanayii Müsteşarlığı, havanın, karanın ve denizin insansız sistemlerle dolacağı yeni savaş düzeninde ‘en önemli oyuncu’ya sahip olma konusunda istekli olduğu mesajını verdi.

Çünkü geleceğin savaşında önce otonom sistemler çarpışacak. İnsansız denizaltıdan ateşlenen bir füzeyi imha etmek için havaya insansız uçaklar yollanacak. Uygun irtifada bekleyen hava araçları belki de füzeyi lazer silahlarıyla hedefine varmadan yok edecek. İnsansız düşman tanklarına karşı harekete geçen bomba yüklü otonom köstebekler, yerin altında tünel açıp ilerleyerek hedef noktaya ulaştığında kendini patlatabilecek. Düşman hatlarının gerisine salınacak robot böceklerle istihbarat operasyonları ya da kamikaze saldırıların yapılabilmesi mümkün olacak.

Makinelerin savaşından bir sonuç çıkmadığı takdirde ise meydan elbet insanlara kalacak. Yapay zeka teknolojisinin geleceği son nokta olması beklenen ‘robot asker’ bu yüzden çok önemli. Gelecekte, kendisine yönelen tanksavar roketlerini bile aktif korumayla havada imha edebilen robot askerleri, karada yoğun saldırıyla karşılaştıkları zaman, ayaklarının altında ateşlenen jet motorlarıyla uçarken görebilmemiz mümkün olacak. Dünyaya nizam verme iddiasında olan bir medeniyetin, bu teknolojiden geri kalmaması gerekiyor.

Bir harp senaryosu

3 boyutlu yazıcıları kullanarak ürettiği silahlarla bir katliam şebekesi oluşturan terörist, ses eşleştirme yöntemiyle kendisine gizlice yaklaşan kuantum işlemcili mini katil robot tarafından öldürüldü. Kamikaze robotun saldırısı sırasında teröristle aynı sığınakta bulunan X ülkesine bağlı bir general de patlamada ağır yaralandı. Katliam şebekesine X ülkesinin verdiği destek, Y ülkesinin istihbarat İHA’sınca elde edilen görüntü kayıtlarına da yansıdı. 3D yazıcı üretimi silahların kırsal bölgeye drone’larla gönderilişini organize eden general, lazer işaretlemeyle havadan kaydedilen konuşmasında, mühimmat dışında radyoaktif maddeleri ise hedef bölge kıyılarına suyun bin metre altında ilerleyebilen mini insansız denizaltılarla yolladıklarını açık etti. Saldırıda yaralanmadan hemen önce teröristle gerçekleştirdiği kozmik diyaloğunda general, Z ülkesine yönelik nükleer saldırının detaylarından da bahsetti. İşte dünyayı şoke eden o kayıt:

GENERAL: Z’nin geliştirdiği quantum robot-askerler, yapay zekalarıyla dünyanın en iyi savaş araçları. Birçok bölgede bunlara karşı ağır kayıplar verdik. Agresif Z bize, hipersonik nükleer saldırı yapmaktan başka seçenek bırakmadı.

TERÖRİST: O bomba sizin miydi?

GENERAL: Okyanustaki bir denizaltıdan fırlattık. Nükleer başlıklı HGV… Z’nin güdümlü raytoplarınca havada isabet aldı birkaçı. Ama 4’ünden biri yere düşmeyi başardı.

TERÖRİST: Karartma mı oldu ki? Yeteri kadar insan ölmediğini sanıyorum…

GENERAL: İstediğimiz sonucu alamadık. Çünkü nükleerin patladığı bölgede sadece robot-askerler vardı. Z’nin otonom köstebek cihazları, o bölgede yaşayan 2 milyon kişi için yeraltı sığınaklarını çoktan hazırlamış!

TERÖRİST: Çok zeki herifler!

GENERAL: Neyse ki lazerimiz var. Z’ye büyük kabus yaşattık. Hipersonik hızda ilerleyen uçaklarını lazer üstünlüğümüzle yok ettik. Fakat Q ülkesinin devreye girmesi büyük sorun oldu.

TERÖRİST: Yaşadığınız uydu faciasını bizim tünel eşrafı bile duydu.

GENERAL: Q raytopları yeni geliştirdiği teknolojiyi bizim uydularda denedi. 500 kilometre irtifayı vurdular. Uyduların çoğu çöp oldu. Ancak devreye çok daha yüksekte, yerçekim sınırında bekleyen uyduların taşıdığı balistikleri soktuk.

TERÖRİST: Evet ama Q ülkesi bazı balistiklerinizi lazerle eritmiş…

GENERAL: Bizde kalmayınca J’ye söyledik. Onların nükleer deposu geniş. “Bu savaşı kazanamazsak 3. sürgünü yersiniz, sizi kimse kurtaramaz” dedim, mesajı anladılar.

TERÖRİST: Y ile ne yapacaksınız peki?

GENERAL: Ülkemize düşmanlıklarının sınırı yok. Ancak durumumuz çok kritik. Onlarla bir süre flört etmek zorundayız.

TERÖRİST: Ayıyla bu dansı başlatan sizdiniz. Ama unutmayın; dansın ne zaman biteceğine ayı karar verir…

Başa dön tuşu