Dünya havacılık arenasının gözü kulağı, Doğu ile Batı arasında adeta bir sığınak ve lojistik üs haline gelen İstanbul’a çevrildi. Orta Doğu’da tırmanan sıcak çatışmalar nedeniyle Körfez’in dev havayolları zorunlu rota değişiklikleri ve operasyonel tıkanıklıklarla boğuşurken, Türk Hava Yolları stratejik bir büyüme sıçraması gerçekleştiriyor. Dünyanın en saygın ekonomi yayınlarından Financial Times’a çok özel demeçler veren THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, şirketin küresel havacılık liginde ilk üçe oynayan yeni yol haritasını paylaştı.
“Büyüme Projeksiyonlarını Yukarı Yönlü Revize Edebiliriz”
İstanbul Havalimanı merkezli operasyonların çatışma döneminde tek bir gün bile aksamadan, tam bir İsviçre saati titizliğiyle devam ettiğini vurgulayan Murat Şeker, Avrupa ile Asya arasındaki transit yolcu trafiğinde pazar payını devasa ölçekte artırdıklarını duyurdu. Küresel kriz ikliminde THY’nin yakaladığı bu ivmeyi Şeker şu sözlerle özetledi:
“Mevcut durum, yolcu büyümesini daha hızlı yakalamamıza yardımcı olabilir. Eğer talep bu şekilde dinamik ve güçlü kalmaya devam ederse, önümüzdeki üç ila beş yıl için stratejik büyüme projeksiyonlarımızı yukarı yönlü revize edebiliriz.”
Bu hamle, THY’nin 2033 yılına kadar filosunu 850 uçağa çıkarma ve uluslararası koltuk kapasitesi bakımından dünyanın en büyük ilk üç havayolundan biri olma vizyonunu çok daha erkene çekebileceğinin en net kanıtı.
Taktiksel Satranç: Uçaklar Asya ve Afrika Rotalarına Kaydırıldı
Körfez bölgesindeki risklerin tırmanması üzerine THY yönetimi anında refleks göstererek operasyonel esnekliğini kanıtladı. Savaş döneminde yönetilen lojistik stratejinin öne çıkan satır başları şöyle şekillendi:
- Rotalarda Esnek Değişim: Orta Doğu operasyonlarının etkilenmesiyle boşa çıkan ve kapasite fazlası oluşan uçaklar hızlıca ABD ve Körfez hatlarından alınarak, talebin patlama yaptığı Asya ve Afrika rotalarına kaydırıldı.
- Yüzde 90’lık Rekor Doluluk: Alınan bu stratejik karar meyvesini hemen verdi ve Mart ayı genelinde birçok uçuşta doluluk oranları yüzde 90’ın üzerine fırladı.
- Gelir Dengesi Korundu: Kapasite optimizasyonları sayesinde şirketin bütçelediği yıl sonu gelir hedefleri tamamen güvence altına alındı.
Yakıt Maliyetlerine Karşı “Hedge” Kalkanı ve Tasarruf Tedbirleri
Her ne kadar gelirler artsa da, Hürmüz Boğazı kriziyle birlikte savaş öncesine göre iki katına çıkan jet yakıtı fiyatları THY üzerinde de ciddi bir maliyet baskısı yaratıyor. Murat Şeker, THY’nin finansal zırhını şu sözlerle anlattı:
“Jet yakıtı ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 40’ını hedge (fiyat sabitleme) yöntemiyle güvence altına aldık. Kalan yüzde 60’lık bölümü ise maalesef piyasadaki yüksek fiyatlardan temin ediyoruz. Bu maliyet baskısını dengelemek adına seyahat, konferans ve sponsorluk harcamalarımızda ciddi kısıtlamalara gittik, bazı yatırımları erteledik. Ancak THY markasının imzası olan ve yolcu deneyimi açısından kırmızı çizgimiz kabul edilen ikram hizmetlerimizde asla bir kesintiye gitmeyeceğiz.”
21 Hatta Geçici Askı ve Yeni Dünya Rotaları
THY’nin 350 destinasyonluk devasa uçuş ağında güvenliğin tam sağlanması adına 21 hat geçici olarak askıya alınmış durumda. Ancak Murat Şeker, uzun menzilli ana bağlantıları besleyen bazı zarar eden hatları dahi küresel ağ bütünlüğünü korumak adına desteklemeye devam ettiklerini belirtti. Birkaç hafta içinde Körfez uçuşlarının kademeli olarak normale dönmesi ve Ekim ayında savaş öncesi günlük sefer sayılarına ulaşılması hedefleniyor.
Boeing ve Airbus Gecikmelerine Rağmen Büyük Taarruz
Üretici devler Boeing ve Airbus tarafında yaşanan küresel teslimat gecikmelerinin filo planlarını zorladığını saklamayan Murat Şeker, buna rağmen önümüzdeki 4 yıl içinde 36 adet yepyeni geniş gövdeli uçağın filoya katılacağını müjdeledi. THY’nin yeni dönemdeki asıl büyük taarruzu ise Çin, Japonya ve Avustralya başta olmak üzere Asya pazarı ile Kuzey ve Latin Amerika’daki bakir rotalar olacak. İstanbul, gökyüzünün tartışmasız yeni hükümdarı olmaya adım adım ilerliyor.