Gökyüzünün en tartışmalı bölgelerinden biri olan Orta Doğu hava sahası, ilan edilen ateşkeslere rağmen pilotlar için hala bir “stres bölgesi” olmaya devam ediyor. Füze tehditleri ve ani kapanan hava koridorlarının yarattığı tedirginlik sürerken, perde arkasında kokpit ekipleri ile havayolu yönetimleri arasında büyük bir krizin patlak verdiği ortaya çıktı.
KOKPİTTE “GİZLİ YAPTIRIM” İDDİASI
Sektör içinden sızan bilgilere göre, bazı havayolu şirketleri rotaları açık tutmak ve ticari kayıpları engellemek adına uçuş ekipleri üzerinde ağır bir operasyonel baskı kuruyor. İlan edilen ateşkesi yeterli bulmayan ve güvenlik riskleri nedeniyle bu bölgelere uçmayı reddeden pilotların; dolaylı yollardan yaptırımlara maruz kaldığı, maaş kesintileriyle cezalandırıldığı ve hatta iş akitlerinin feshedilmesiyle tehdit edildiği öne sürülüyor.
ULUSLARARASI KURALLAR NE DİYOR?
Şirketlerin bu iddia edilen sert tutumuna karşın, küresel havacılık otoritelerinin kuralları aslında son derece net ve pilotlardan yana. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) yönergelerine göre; bir uçuşun emniyetinden nihai olarak “Sorumlu Kaptan Pilot” (PIC) mesuldür. Otoriteler, pilotların can güvenliğini veya operasyonel emniyeti risk altında gördükleri uçuşları, hiçbir şirket içi yaptırımla karşılaşmadan reddetme hakkına sahip olduğunun altını kesin bir dille çiziyor.
TİCARİ KAYGILAR MI, İNSAN HAYATI MI?
Havacılık uzmanları ve uluslararası sendikalar ise yaşanan bu gelişmelere karşı seslerini yükseltmeye başladı. Bilanço hedeflerinin ve uçuş planlarını aksatmama hırsının, yolcu ve mürettebat güvenliğinin önüne asla geçmemesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, kokpit ekibinin üzerinde kurulacak “işini kaybetme” baskısının, kritik anlarda karar alma mekanizmasını zedeleyerek çok daha büyük felaketlere davetiye çıkarabileceği konusunda şirketleri uyarıyor.


